Beni Koruyun!

Beni Koruyun

Nisan 04, 2008

Aaa! Ama daha 24 saat bile geçmedi üzerinden!

evet geçmedi gerçekten de ve ben yine 'buraya' yazmaya geldim! bir inatlaşma mı seziyorum kendimle, tıynetimle? yoo yooo, var bi şey!
neyse!
az önce macbeth sahnesini yeniden yazdım. haftalardır nasıl yapsam da aynı güçte ama yepyeni bir şey üretsem diye sancılanırken... dayanamadım, yattım. dün gece. bütün bir günü kağıt kalem- kimi zaman ekran klavye karşısında ööööööylecene durarak geçirip sonunda saat 00.30u vururken dayanamadım yattım. üçüncü kez kendi etrafımda dönerken aniden üzerimdeki yorganın ağırlığını hissetmek suretiyle kendimi yeniden masanın başına attığımda saat 01.30du. bulmuştum. sadece bir saat-altmış dakika-üçyüz altmış saniye yatakta dönmek yetmişti. oturdum, aklıma geleni karaladım sarı bir kağıda. sonra biraz kağıda baktım. 'evet!' dedim kendime, 'artık yazabilirim.' ve gidip yattım. çünkü sabah kalktığımda yazabileceğimi biliyordum.
neyse!
enteresan bir mahluk şu beyin dedikleri. alabildiğine özgür, alabildiğine başına buyruk. sen zorla istediğin kadar, o canı istediğinde kıpırdıyor.
al işte! yine döndük dolaştık, dün yazdığım mevzuya geldik! nedir? kasmamak gerekir. her şeyin bir zamanı vardır. her şey olacağına varır.
alttan alta tembellik öğretisi gibi bu da ama. sanki bıyık altından 'şişşşş, boşveeerrr. olur olur, elbet bi gün oluuurr.' diyor kendini yayarak birileri.
ne keşmekeş! ne karmaşa!

Hiç yorum yok: