Beni Koruyun!

Beni Koruyun

Şubat 12, 2009

bir kenarda durmaya zorlanan entel gözlüklerim ve eleştirmen suratım


bakmayın oradan bana öyle, kırk yılda bir bi organizasyon yapıp insanları bir araya getirmişim, üstelik de -bilen bilir- hiç tarzım olmayan, üzerine bık bık edip durduğum bir türü izlemeye zorlamışım, tükürdüğümü yalayamam. sevgili gözlüğüm ve asık suratım, bu gece yeriniz masanın üstü, birayla sigaranın ardı. evet, biliyorum bira bardağı içerinin sıcağından buğulandığı için göremiyorsunuz sahneyi. işte tam da istediğim şey, böylece üzerine konuşamayacaksınız evet, bu gece çocukluğumdaki gibi eğleneceğim. çocukluğum dedim de, yalnız geçen dönemde ben ibrahim tatlıses ve gözlerine mavi far sürdüğüm oyuncak bebeklerle eğlenirdim, apartman çocukluğu işte. tam böyle düşünürken ışıklar kararıyor ve muhteşem vurmalılarla bir ibrahim tatlıses şarkısı başlıyor. keyfime diyecek yok, yerimde oynayıp duruyorum ama pek de çaktırmıyorum. çünkü kırmızı giymişim ve en ufak bir kıpırtımda görünür oluyorum, çok fena. ibo bitiyor, mısırlı ahmet başlıyor, aman yarabbim o ne iştahlı çalmaktır, ağzım sulanıyor, masaya vurarak -utanmadan- eşlik ediyorum, bu arada gözlük ve surat da sallanıyor, düşmemek için birbirlerine tutunuyorlar. ışıklar gittikçe kararıyor, darbuka vuruşları hızlanıyor, heyecan dorukta, hadi başlasın artık nidaları ve hemen yanı başımızdaki kulisten yükselen bir enerji. belli, bir şey olacak. ve oluyor, nicedir gülmediğim kadar çok gülüyorum. yanımda getirdiklerimin eğlenip eğlenmemesi -ilk kez- umurumda bile değil. yüksek san'at (!) türevi bir şey de değil izlediğim (san'at sevicilere de ayrıca selamlar, hürmetler), cem yılmaz'ınki gibi biter bitmez unutacağım bi gösteri, ama olsun. sahnede öyle bi iştahla oynanıyor ki tadı damağımda kalıyor. tiyatro kılçık karşımdakiler (www.tiyatrokilcik.com sitesinden kendileri hakkında bilgi alınabilir).

ve işte koca 2 saat bitiyor. ağzım zevkten açık kalmış, boş boş sırıtıyorum. birden aklıma geliyor, buraya geliş amacımı unutmamalıyım. şebnem bozoklu'yu izlemek! canım 'meliha' olarak hepimizi deli eden kadın, -işin içinde olan birinin kıskançlığıyla- bakalım başka neler yapabiliyor? ne oynarsa oynasın çok iştahlı oynuyor, öyle hımhım abileri ablaları hatta yaşıtları gibi değil, kanıyla canıyla oynuyor, izleyenin de karşısına geçip oynayası geliyor.

böyle iştahlı oynasın işte oyuncu dediğin, oynamak isteyip de içinde kalanların yerine de oynasın, oynasın ki bizler de huzur bulalım!

*fotoğraf sosyal dayanışma (!) sitesi feysbuk'taki tiyatro kılçık grubundan.
* tiyatro kılçık her pazartesi saat 21.00'da taksim oldcity'de.

Hiç yorum yok: