Beni Koruyun!

Beni Koruyun

Temmuz 11, 2008

neredeyse sex and the city'nin carrie'si gibi fakat 18-

bir şekilde, nasıl oluyor ben de bilmiyorum zira zihnimin ya da ruhumun bu denli derin yerlerine henüz inebilme cesareti gösterebilmişliğim yok, içinizde bir yerleriniz tertemiz kalıyor işte. taaa 18 yaşınızdayken kirlenmeye başlamanıza rağmen. neredeyse en göz alıcı beyaz kadar beyaz kalıyor bazı yerlerimiz. kirlenmenin sonu yok, yazık ki önüne de geçemiyoruz. hatta bazen bile isteye kirletiyoruz kendimizi, her türlü bedeli baştan kabullenip... sonra... işte fena olan sonrası... altlı üstlü sağlı sollu kirlenirken kendini temiz tutmaya kendi kendine karar vermiş olan o bir yeriniz duvarlar örmeye başlıyor sizin seçtiğiniz yola. eninde sonunda oraya varacağınızdan emin labirentini oluşturuyor. sonra kirlenip yalnızlaşıyoruz, kirlenip kırılıyoruz, kirlenip bileniyoruz, kirlenip ağlıyoruz vs. labirentin sonunda o dört duvar temiz yer bizi bekliyor, ana rahmine döner gibi dönüyoruz oraya. sığınıyoruz. saklanıyoruz. olduğumuz gibi, öylece, tüm zayıflıklarımız, başarısızlıklarımız, çirkinliklerimiz ve hatta sivilcelerimiz falan hep beraber ama tuhaf bir bütün olarak var oluyoruz. affediliyoruz. nefes alıyoruz. hep orada kalabilir miyiz? ohoooo! öyle olacaktı madem doğmasaydın canım! evet! hayat acımasız! bizde böyle! işine gelirse! ama hadi sana benden bir kıyak, arada mesela ayda bir dönebilirsin tertemizine. eyvallah!
kısa ama öz oldu sanki, evet. yazarsın artık dediler, yazdım işte. doyurmaz ama bizim de işimiz ağızlara bir parmak bal çalıp müptelaları çoğaltmak...

Hiç yorum yok: