Beni Koruyun!

Beni Koruyun

Mayıs 15, 2009

sandığınız gibi değil!

bağırdı: "Sandığınız gibi değil!" kimse anlamadı tabii. soranlar oldu: "sandığım gibi değilse nasıl?" nasılı önemli değildi, önemli olan onun kimsenin sandığı olmadığıydı. yine anlamadılar. aldı hepsini karşısına. "bakın bana" dedi. baktılar. "ee?" dediler. "bakmıyorsunuz" dedi. sabırlı olanlar yeniden bakmayı denediler. sabırsızlar "aman bee" deyip gittiler. ukalalar "biz bakıyoruz, sen göremiyorsun!" dediler, onlar da gittiler. yeniden bakanlara dönüp sordu: "sandığınız gibi miyim?" şaşırtmacalı soruydu sanki, çekinik "ee, aslında... eee, yanii... evet, sandığımız gibisin işte" dediler. içi şişti. "ya benim nerem sandık?" diye bağırdı. çok net, çok keskin bi sessizlik oldu. ve aniden trink trink sesleri eşliğinde "aaa! öyle sandık yanii!" dediler. yine anlamamışlardı, bunların hepsi -yazara göre tabii- angutun önde gideniydi. derin bir nefes aldı, sakin olmaya çalışarak anlatmaya başladı: "sandık saklamak içindir. sandık unutmak içindir. sandık tutmak içindir. sandık bekletmek içindir. artık bana bir şey anlatmayın. sandık doldu, taştı. bütün anlattıklarınızı kusacağım!" hepsi anlamış gibi kafa salladı. baktı onlara, uzun uzun baktı. bu uzun bakışından rahatsız olanlar oldu. huzursuz kıpırdanmalar başladı. sanki hepsi kusmasından korkar gibiydi. derin bir nefes daha aldı, ağzını açtı. dinleyenler korkuyla gözlerini açtılar. o açık ağzından geğirerek alfabeyi saydı, hem de iki kere baştan sona. kesif bir soğan kokusu yayıldı. "gazmış!" dedi. hep birlikte rahatladılar. toplanıp gittiler. geriye soğan kokusu kaldı.