Beni Koruyun!

Beni Koruyun

Mart 27, 2009

bir adam

belli bembeyaz olacak teni. daha sadece birkaç saattir dünyada ama, belli izini çok derin bırakacak. ne zaman geleceğini kendi seçti; ne yapacağını, ne söyleyeceğini, ne yaşayacağını da kendisi seçecek. cesur olacak, hayata karşı dimdik durup belki biraz da bıyık altından gülerek bakacak. hep şaşırtacak belli, etrafında ona pervane onlarca insan olacak ama o kendinden hiç ödün vermeyecek. upuzun, dopdolu, depderin bir hayatı olacak.

falına baktım, yüzüne baktım, kısacık bir an aralayabildiğin gözlerine baktım, seni gördüm bunları yazdım.

sana dokunmaya kıyamadım.

Mart 24, 2009

muhtarınızı seçerken!

ayaklarını sürüyerek geldiği evinin önünde on dakikadır dikiliyordu. çocukken birileri yeterince uzun süre ayakta durduğunda boyunun uzayacağını söylemişlerdi, bunu denemenin tam sırasıydı. acaba on dakikada kaç santim uzamıştı? etrafına bakındı, kapının çerçevesinde taa çocukluğundan kalma bir boy izine rastladı. ama bu onu çok da memnun etmedi, zira iz muhtemelen o beş yaşındayken alınmıştı. şimdi otuz beş yaşındaydı ve o ize tepeden bakıyordu, hem de bunca yorgunluğuna rağmen gevrek gevrek gülerek. kalp atışları göz kapaklarına uyup 'neyse!'yi vurmaya başlayınca anahtarını aramaya karar verdi. paltosunun sağ ve sol cepleri, paltosunun sol üstteki iç cebi, ceketinin cepleri, pantolonunun cepleri, çantasının cepleri.... Panik hali gitgide yayılıyordu, kalbi çoktan başı boş bırakılmış atlara binmiş dağları tepeleri aşıyordu, gözleri yuvalarından aşağı bangicamping yapmaya başlamıştı ki kapı açıldı. annesi gözlerini ovuştura ovuştura karşısında duruyordu. bungicampingten yorulan gözler yuvalarına döndü, kalbi atlardan indi kafesine girdi, panik hali yatıştı ama beklenen olmuyordu. anne kapının önünde koca bir kale duvarı gibi dikilmiş onu inceliyordu. gözlerinden biri diğerine izin verdi, izni alan göz anneye doğru flörtöz bir aç kapa gerçekleştirdi. anne bu flörte kağıda basılmış bir yüzü uzatarak karşılık verdi. kağıttaki yüz mahallenin yeni muhtar adayıydı, anne 'buna oy vereceğiz!' dedi, adam 'neden?' diye sordu, bir gözüyle de artık flörtöz olmayan bir aç kapayla destekledi bu soruyu. anne 'çünkü genç!' dedi. adam 'eee?' diye sordu. anne 'o kadar işte. gençler iyidir.' dedi. adam kağıda basılı yüzü eline aldı, incelerken yüz uzanıp adamı yanaklarından öpüverdi. adam yanaklarındaki tükrükleri silerken kağıda basılı yüz 'sadece genç değilim, aynı zamanda tutkulu ve hırslıyım. bu mahalleyi uzayın incisi yapacağım!' dedi. adam 'orada yer çekimi yok ama?' dedi buna karşılık. kağıda basılı yüz adamın omuzlarından destek alarak kendini dışarı çekti ve tüm özgüveniyle 'buradaki yerçekimini uzaya taşıyacağız!' dedi. adamın söyleyecek sözü kalmamıştı, kağıda basılı yüz arkasında bando takımıyla annenin sırtına binip sokağa çıktı. adam da bu sayede içeri girebildi. neyse ki henüz içerideki yer çekimine kimse dokunmamıştı...

Mart 04, 2009

hayvanat bahçesi masalı - tavsiye

Hayvanat Bahçesi Masalı

29 Mart Pazar günü 20.00’de, 4,18 ve 25 Nisan Cumartesi günleri ise 20:30'da
Oyuncular Tiyatro Kahve'de

Tiyatroperest’in İlk Oyunu Seyircisiyle Buluşuyor…

Dilin ve iletişimin çöküşü çerçevesinde yalnızlığın, kapana kısılmışlığın, hayatın saçmalığının yanında
hayata anlam katma çabasının muhteşem bir kurguyla ve örneklemelerle anlatıldığı; yaşam ve ölüm arasındaki karşıtlığı,
toplum dışına itilmiş bireyle toplumun değerler sisteminin karşılaşmasını sunan bir oyun..

Yöneten: Ömer Akgüllü
Yazan: Edward Albee
Çeviren: Sevda Çalışkan
Oynayanlar: Onur Özaydın, Ahmet Varlı
Görsel İletişim Tasarımı Behiç Alp Aytekin

............................................................................................................................................................................

iletişim

OYUNCULAR TİYATRO KAHVE
İstiklal Cad. Rumeli Han 48/4 Kat: 2
Gişe No: 0212 245 13 14

--------------------------------------------------------

Taptaze bir ekip tiyatroperest, ilk oyunlarıyla izleyicinin önünde arz-ı endam edecek. oyunculuk denen şeyin ancak aşkla yapılabileceğinin en güzel kanıtı, hem de bu genç yaşta heves edecek yüzlerce başka iş varken...

70 dakika aralıksız keyif almak için, gülmekle ağlamak arasında gidip gelmek için, gençliğinizde yaşadığınız deli tutkularınızı anımsamak ve hayata yeniden aşkla bağlanmak için...


uykuya kaçanlar

canı sıkılan, başı sıkışan, işleri tepesinden taşan, içinde zerre istek kalmayan, bahar daha gelmeden bahar bunalımına giren yalnızlar uykuya kaçar. düğümleri rüyada çözmeyi umarak yastığa gömerler kafalarını. sabah olmasın diye yorganı çekerler ta tepelerine, güneşten kaçarlar, aydınlıktan kaçarlar. gecenin karanlığında düğümlere düğümler eklenir, işler üstüste dizilir. çişi sıkıştırır insanı, gözünü açmadan gider tuvalete. karanlıkta işemeye çalışır, deliği tutturamaz. ortalık batar. inatçıdır uykuya kaçan, sidikli kalebodurların üzerinden cıpılak cıpılak sesler çıkararak yürür yatağına. ayakları sidikliymiş, yatak batmış hiç düşünmez. tek derdi gündelik zamana dönmemektir. ama anne kaçağın kokusunu almıştır, sinsice iz sürerek odaya gelir, yorganı sıyırır, yüzüne vuran kesif sidik kokusundan önce uyku kokusunu alır. yorganı çektiği gibi uykuya kaçanı yere çalar. ağzını açar, gözünü yumar, uykuya kaçanı çeker yanına alır. kıssadan hisseyi eline verir: annelerden kaçmaz!